Önce kendimi bir polisin yerine koymak istiyorum. Görevdeyiz, yaptığım tek şey emirleri yerine getirmek. Sadece bağırıyorlar, kıza kıza, karşımızdakiler canımızı istermiş gibi. Karşımda çocuklar var, inadına emir yağdırıyorlar, " onlar hakediyor. " Vuruyorum, atıyorum, sıkıyorum.. Karşılığında kafama bir taş geliyor. Sebep? diyorum, kinleniyorum, susuyorum.
Kendimi eline taş alan çocuğun yerine koyuyorum. Söylemek istesem bir sürü tarih, olay sayarım. Ama ben sadece çocuğum, büyüklerim ya da ölmüşlerim ne yapmış bilsem bile, ben hala hayatın başındayım. Kendi başıma öğreneceğim çatışmaların sebebini. Elimde taş var, neden? Çünkü ben fakirim, çünkü ben ötekileştirilmişim, çünkü benim kardeşlerim beni düşman görüyor. Sebep mi arıyorum? Hayır, sebebi yok aslında, ben sadece bir çocuğum. Kafam kanıyor, boğazım yanıyor, nefes alamıyorum. Benim katillerim bana taş atan çocuk diyor, oysa ben sadece çocuğum..
Doğan Teyboğa, Silopi'de gaz bombası yüzünden hayatını kaybetti. Ona neden düşman oldular ya da o gün yaşanan çatışmanın sebebi neydi, umurumda değil. Doğan'ın kanatları 13 yaşında kırıldı, o sadece bir çocuktu.
Katil polis bir can daha aldı, bir çocuktan çıkardı hıncını, görev tamamdır.
27 Temmuz 2011 Çarşamba
6 Temmuz 2011 Çarşamba
" KüçükArmutlu "
Boğazın eteklerinde, denizin mavisiyle, doğanın yeşiliyle bütünleşmiş bir semttir. 70lerde tek katlı evler kondurulmuştur yollarına, gecekondu demişler buralara. İçerisinde birçok genci barındırmış bu semt, memleketini koruyan, halkının bağımsızlığını isteyen canları barındırmış. O yüzden demişler halkına terörist bunlar diye. İnsanları aynı Anadolu kardeşliğini yaşatmaktadır burada. Bencillik, düzenbazlık yoktur, paylaşmayı bilir her insanı, tepesinde uçan martılar bile paylaşır bu semtle her şeyini.
Armutlu’nun etrafı kaybedilmiş, havuzlu bahçelerle, binbir çeşit arabalı otoparklarla, gökdelenlerle, villalarla çevrilmiş. İstemişler ki gecekondu mahallesini de alalım, orayı da işletme haline getirelim, cebimizi dolduralım. Konduların her bir taşında kanı varmış o halkın, direnmiş. Yıktırmamış yuvalarını. Bu sebeple başlamış baskılar, dayatmalar, yıldırmalar.
Semtin girişinde tanklar bulunur. Vakti zamanında semtin okullarını zapt etmiş bu tanklar. Çocukları ezmişler, analarına, babalarına işkence etmişler. Tek suçları Armutlu'da doğmakmış onların. Ama onlar yine direnmişler, çocuklar her şeyin bilincinde karşı çıkmış tanklara. Bu kondularda işçiler yaşar. Üç beş kuruşa geçimini sağlamaya çalışıp, çocuğunu okutmak ister bu işçiler. O işçilerin alın teri o semt.. Onların başka yerde yapamayacağını bile bile istemişler Armutlu’yu. Direnişin en güzelini yaratmış bu halk, canlarını feda etmekten çekinmeden.
Tüm bunlar olurken, yozlaştırılmaya çalışılan kitleler, haklı görmektedir devleti. Sanırlar ki gecekondular mafeder İstanbul’u. Sanırlar ki direnenler teröristtir. İstanbul’un taşını, toprağını, suyunu, havasını bozan kapitalizmin yapılarıdır. Evini yıktırmayan halk, yaşama hakkını, bağımsızlığını savunandır. Her şeyi emperyalistlerin yaptırımlarıyla algılayan kesimler, bu halk sizin için de direnmektedir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


