30 Haziran 2011 Perşembe

" Yakanı Meçhul Yara: Sivas "


Yükseldi alevler gökyüzüne, gökyüzü karanlıktı sarmıştı duman dört bir yanı..
Ne parlayan alev, ne de kara duman acıtmadı canımı, şuursuzca bir cana kıymayı düşünenler kadar. Sivas ellerinde sazlar çalınır, söylesene Sivas emanete böyle mi bakılır.

Duyguların kolayca değiştirilebileceği bir toplumda, din sömürüsü nereye kadar. Hangi kitapta yazar insanı yakmak? Sen geçmişini, kültürünü, çeşitliliğini, geleceğini yaktın. İnsanın insana kulluğu devam ettikçe, katliamlar bitmez bu topraklarda.

Gerekirse yakar bütün Canlar kendini küllerinden bir daha doğarlar. Hepimizin kardeş olabileceği bu topraklarda gelin Canlar bir olalım, kula kulluk bitsin artık.
Ateşe semah duranlar, ölümsüzdür.

25 Haziran 2011 Cumartesi

'' Hey gidi Asi Çocuk ''

Karadeniz'in kayalarına vuran dalgalarda tanıdık seni..
İsyanın Karadeniz'de kalmadı, ulaştı yurdun her toprağına. Her çocuğun umudu sensin, özgürlük peşinde koşan her insanın umudu..
Bizim umudumuz, senin ritimlerin. Yürüyüşünü kesemediler, dalga dalga çoğalıyor ardımızdakiler.
Zuğaşi berepe, haydee gidelim yıldızların çok olduğu bir gökyüzü altına.
Karadeniz bastı seni bağrına, hiçbir isyan olmaz sensiz.

Kazım Koyuncu, her ananın çocuğudur. Onurumuzdur.

8 Haziran 2011 Çarşamba

"Aynı Kabusu Görmüşüz Biz"

Aynı yoldan geçmişiz biz,
İhalesine fesat karıştırılan, peşkeş çekilerek satılan, sahil yolu adı altında karadenizi katleden, günün her saatinde trafik batağına batan, köyleri kasabalardan ayıran, halkın kullanımına ait olan ama isparkın himayesine giren, şuursuzca kapatılıp açılan yollardan..

Aynı sudan içmişiz biz,
Kütahya'da siyanürlü, Ankara'da mikroplu, Karadeniz'de Anadolu'da HESlerle sonu getirilen sudan..

Yazımız bir, kışımız bir,
Her mevsim ekmeğini kurtarmanın peşinde, insanı tüketen çalışma koşullarında, kodamanların emri altında..

Aynı dağın yeliyiz biz,
Eskiden ormanların kapladığı, şimdilerde gökdelenlerin yer aldığı..

Biz Halkız, ya siz?
Aynı topraklarda açlık görmüşüz, aynı zulmü çekmişiz biz.

5 Haziran 2011 Pazar

"Çevre'nin Umudu"

Daha kimsecikler yokken o vardı, sonra biz geldik önce harap ettik, ardından öldürdük. Cinayet işledik, doğayı katlettik. Çevreyle birlikte yaşam, bize göre değildi. Bünyeye tersti, biz ki siteler kurmak için ormanları yakan, fabrikalar yapmak için tepeleri yıkan, santraller kurmak için dereleri tüketen, kefenin cebinin olduğunu sanıp canlıları yok eden..

Eskiden buralar dutluktu, her taraf yeşil, aşağılar dereydi. Şimdi dutluğun yerinde gökdelen, yeşilin yerinde gri, derenin yerinde otoyol var. Aldığımız her nefeste içimize çekiyoruz, çevrenin son nefeslerini. Son nefesimizi verirken bağrına basacak mı acaba çevre bizi?

Bir Çevre Günü'nün daha bitimindeyiz. Hala ormanlar yok olmakta, dereler kurumakta, denizler pislenmekte, canlılar ölmekte...

1 Haziran 2011 Çarşamba

" Metin Lokumcu "

Hopa, dünyanın en güzel yeşilini barındırır içerisinde. Yaylaları yemyeşil, tarlaları dopdolu, dağları karlı, dereleri çağlayan. İşte o yeşili bitirmek isteyenlere karşı kendini siper etti Metin Öğretmen. Siyasiler geliyormuş memlekete, başbakan geliyormuş, sesini duyurabilse belki de kurtarabilecek yeşilini. Yükledi umudunu sırtına çıktı meydanlara.

O hayatı boyunca öğrencilerini insanlığa kazandırmak için çabaladı, ter döktü. Yine bir öğretmenin yetiştirdiği polis tarafından öldürüldü. Eee sonra? Sonrasında bir şey yok. Halk bilse de neyin ne olduğunu, onlara unutturmak istercesine susuyor medya, susuyor siyaset. Bir can gitmiş, yine bir polis yüzünden, ama gündem tayyip'in korumasının otobüsten düşmesi. Bu toprakların istediğini söyleyebilme, eylemini yapabilme hakkı var. Tabi lafta. Daha kaç can gerek, polis şiddetini durdurmaya.

Katil devlet hesap verene dek, susmayacak öğrenciler.
" Su haktır, Satılamaz! "