29 Kasım 2012 Perşembe

"110 Yıl Daha Yaşarız- Grup Yorum"

Yeri geldi işkence gördüler, yeri geldi konserlerine çıkamadan alıntı oldular.
Binlerce baskın yediler, binlerce kez yasaklandılar.
Sazlarını ellerinden aldılar, hapishane borularından müzik yaptılar.
Bölücü, hain, terörist ilan edildiler, halklarından bir gün bile uzaklaşmadılar.

Sayısız zulme başeğmeyen Grup Yorum yine yargılanıyor. Yine demek yanlış olur; korkaklar, beş kuruşa toprağını satan monarklar kurulduğu günden beri Yorum'u yargılamakta.
Yargılandığı her an bir adam daha çoğalıyor Yorum. Yıldırma politikaları boşa gidiyor iktidarların, ne Yorum susturulabilir ne de halk. Halkının sesini dinleyeni halka düşman etmek zor olsa gerek. Çoğala çoğala geliyorlar. 110 yıl safların çoğalmasından korkanların eseridir.

Birçok kez yasakları aştı bu halk bu sefer de aşacak. Grup Yorum halktan soyutlanamaz, halk tutuklanamaz.

Öyle ya; "Bir ülkenin türkülerini yapanlar, yasalarını yapanlardan daha güçlüdür."

2 Temmuz 2012 Pazartesi

" Sivas Ellerinde Sazım Tutuşur "

Bazı günleri hatırlamayı sever Türk insanı, bazılarını da unutmayı.
19 yıl geçmiş aradan belki ama ciğerlerini duman sarmış Canlar yaşıyor hala Sivas'ta. Hala haklarını arıyorlar, hala gerçekleştirilmeyen, unutturulmaya çalışılan haklı istekleri var. Aslında istedikleri sadece saygı, insana saygı. O bedenleri yakanlardan beklenir mi saygı?

2 Temmuz 93'te yaşananlar Türkiye'nin kızaran yüzüdür. Kardeşi kardeşe düşürenler, aydınları yaktıranlar, kendilerini bu ülkenin sahibi sananlar; kendi rahatlarını koruyan, halkını koruyamayan acizlerdir. Bu ülkenin tek sahibi halktır.

Dinse din, cansa can, insansa insan.. Neyi arayıp da bulamamış o bedenleri yakanlar?
Senin de dağların var Sivas, senin de dağların, dağlarında Şahanların.

28 Nisan 2012 Cumartesi

" Şişli Meydanı'nda Üç Kız "

Ruhi Su'nun ölümsüz eseridir. Şişli meydanında üç kız biri Çiğdem, biri Nergis.

Bir rivayete göre şarkıda adı geçmeyen üçüncü kız Nergis'in doğmayan bebeğidir.
1977'de, ana karnındakilerden, eli kalem tutanlardan, boyalı elleriyle pankart taşıyanlardan, kamburlaşmış işçilerden, yorgun düşmüş emekçilerden, öğrencilerden korktular.
Bağımsızlıktan ödün vermeyenlerin üstüne kurşun yağdırdılar.
Onlar hala korkuyorlar, hala korkuyorlar ki öldürdükleri halktan da korkup yasaklar koydular.
Kazancı Yokuşu onların korkularının simgesidir.

Sabahın bir sahibi var sorarlar birgün sorarlar.
-1 Mayıs'da alanlara.



23 Nisan 2012 Pazartesi

" Umudun Çocukları "

Bugün geleceğimizin bayramı, bugün 23 Nisan.

Mardin'de babasının kucağında can veren kardeşim Uğur,
Armutlu'da top oynarken panzerin altında kalan kardeşim Sevcan,
Dersim'de kendi devleti tarafından katledilen kardeşim Mehmet ve arkadaşları,
1 Mayıs 89'da en önde saf tutan kardeşim M.Akif Dalcı,
Sesini çıkarmadan ipe yürüyen kardeşim Erdal Eren,
Van'da göçük altında kalan kardeşim Gizem ve diğer küçük bedenler,
Halepçe'de kundakta can veren kardeşlerim,
Filistin'de silaha karşı eline taş alan kardeşim,
Doğu'da doğan kardeşim Berfu,
26 Hayvan tarafından tecavüz edilen kardeşim N.Ç.,
10 Yaşında gelin olan kardeşim Ünzile,
12 Yaşında anne olan kardeşim Fatma,
Boyacılık yapan kardeşim Sinan,
Okulda değil de tarlalarda büyüyen kardeşim Sibel,
Ailesinden şiddet gören kardeşim Yusuf,
Ve diğer ezilen, ötekileştirilen kardeşlerim.

Bugün size de bayram günü, bugün sizi unutanların günü.

17 Ocak 2012 Salı

" Faşizme İnat Kardeşimsin Hrant "

Kalemin ucundaki güvercin, özgürlüğü, kardeşliği, bir olmayı yazdı.
Uçarken yalnız olmamayı diledi ama yalnız kaldı.
Güvercinin kalemini sığındığı devlet kırdı. Halkların kardeşliği sırtından vuruldu.

Vurulmuş yerde yatarken Hrant, can dedikleri canını aldı.
Azmettrici devlet, Katil devlet.

19 Ocak'ta canım acıyor.

1 Ocak 2012 Pazar

" 2012 Ütopyası "

Eşitsizliğin tavan yaptığı gece, yılbaşı gecesi.
Kimisi, gecekonduda, Van'da çadırda, Zonguldak'ta madende, sokağın bir köşesinde, görevde, hapiste, tecritte..
Kimisi de gece kulüplerinde, süslenmiş meydanlarda, lüks evlerinde, partilerde, teknelerde..

Aynı geceyi herkes yaşıyor ama yeni yıldan dilekler farklı. Biz de dileyelim o zaman bir şeyler.

Hiyerarşiye boyun eğmeyen, her alanda eşitliği savunan, başkalarını ötekileştirmeyip kendisiyle bir gören, onu kullanmak isteyen emperyalizme karşı duran, kapitalist sistemin getirilerine başkaldıran, açlığa direnip hakkını arayan, halkların kavgasına destek duran, insanca yaşamı savunan, etnik ayrımcılığa yer vermeyen, kendisine dayatılanı kabul etmeyip öğrenmeye çalışan, emeğin paradan daha önemli olduğunun farkında olan, istediklerinin dileklerle değil alın teriyle gerçekleşeceğinin bilincinden olan bir toplum istiyorum.

Hoşçakal bugün, yarın bizimdir.