Daha hiçbir şey yokken doğa belirdi önce. Piramitin en altındakiler; bitkiler. Kendi aralarında bir bütündüler. İyileri de vardı, kötüleri de. Geçinip gidiyorlardı, taa ki hayvanlar gelene kadar. Piramitin ortasındakiler; hayvanlar. Onlar da bir bütündü. Zamanla hiyerarşi bütünün ortasına oturdu. Büyük olan küçük olanı yiyerek beslendi. Keyif bu ya, bitkiler de yenildi. Döngü böyle sağlanıyordu çünkü. Herkes hayatta kalmanın peşinde, bazıları herkesin üstünde. Hayvanlar, bitkilerin üzerinde hakimiyet kurdu. Ancak sonrasında insanlar belirdi. Piramitin üstündekiler; insanlar. Belki de hayatta kalma ihtiyacını en çok içerisinde bulunduranlar. Piramitin altlarından beslendiler. Bitkiyi de hayvanı da yediler. Yetmedi, zulmettiler, kirlettiler, yok ettiler. Kendilerini her zaman en üstün ırk olarak gördüler. Diğerlerinden farkları vardı, birbirlerini yiyemiyorlardı. Tabi gerçek anlamda. Bu yüzden birbirlerini katlettiler. Katliamlar yaparak birbirleri üzerinde üstünlük kurmaya çalıştılar. Bazıları üstün geldi, çoğunluk perişan.
Kendini üstün ırk olarak görüp, kendi ırkında bile katliamlar yapan insanoğlu, sorarım sana Piramitin sivri ucunda senin olduğundan emin misin? Dünyanın sonu bilinmezken, insanların son tür olduğu nereden biliniyor? Dünya üzerindeki her canlı yaşayabilmek için, başkasını katlediyor.
Senden sonrakilerin de olacağını düşünerek yaşa. Ezilmek senin için kötüyse, sen de başkasını ezme.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder