19 Mayıs 2011 Perşembe

"Benim Adım Şifre"

Bu devirde diploma büyük ihtiyaç, herkes okumaya diplomaya muhtaç..
Önce okul kazanma dertleri, sonra okulu bitirme, sonra da yükselebilme. İlk emeğimizdir okumak. Emeğin karşılığı da bilgili olduğunu söyleyen diplomayı almak. Hangimiz istediğimiz bölüme gittik, hangimiz istediğimiz mesleği seçtik? Bir kağıt parçası mı söyleyecek ne olacağımızı? Çoğu kişi bitirmek için okuyor okulunu. Bizi bir şeyler öğrenmeye iten sistem yok ortada. Derler ya hani çocuğun içinde varsa yapar. Tamamen yalan! Bir kere çocuğun eğiliminin olması için teşvik ettirici şeylerin olması gerekir. İşsiz olmak için okuduğunu bilir zaten çoğu öğrenci. Yine de bir şeyler öğrenmek, o diplomadaki notlardan daha önemlidir. Bir yerlere gelebilmek için değil, bir yerlere gelebilmeyi hak etmek için okunmalı okul.
Gelelim şifre muhabbetine.. sen benim hakkımı yemişsin, sen benim emeğimi sömürmüşsün, savunmansa “ şifre var, kopya yok” gibi salak saçması bir şey olmuş. Bütün bu olaylar yüzünden en azından bir tane öğrencinin intihar ederek hayatını kaybettiğinden kimsenin haberi var mı? Hayatlarının en güzel yıllarını bir sınav için harcayanlara sadece özür dileriz denildi. O kadar öğrencinin hayatını etkileyen soruşturma devam ederken başka sınavda da şifre ortaya çıktı. Bu nasıl bir pişmiş kelleciliktir? Şimdi herkes kendince yorum yapıyor. Kimisi öğrenciler Ali Demir’in elini öpsün diyor, kimisi de ben tatmin oldum. Sen mi girdin be adam o sınava, sen mi feda ettin senelerini? Asıl komik olansa milli eğitim bakanının bu konu hakkında yorum yapmaması. Şu an gündemde seçimler var, yavaş yavaş unutulacak yine olanlar. Bütün bunları sindirebilene müstahak tabi. Ama canına kıyanın umurunda mı seçimler, ya hakkının peşinde koşanın…
Bu tür sorunlar kriz ortamını kaynatır, ucunun dokunduğu herkes artık öğrenmeye başlar. Umarım..

Hiç yorum yok: